26 Mayıs 2010 Çarşamba

Bahçe Günlüğü 30. Sayı

Bahçemizin renkleriyle birlikte kokusu da her hafta değişiyor. Mor salkım ve leylaklar kokularını akasyalara bıraktı. Ardından yazın en güzel kokuları olan hanımelleri ve yaseminleri bekliyoruz.

Gül ve Bülbül Anıları
Güllerin en parlak dönemi başladı. Her bahçede ayrı bir gül şöleni var. Birinde kadife yapraklı kırmızı güller bir diğerinde sarı ve turunculu sarmaşık gülleri. Bahçemizde bir adet reçellik kokulu gül var. Ne yazık ki kendisi umduğumuz kokuyu vermiyor.
Bu güle her baktığımda çocukluk anılarım canlanıyor. Anneannemin bahçesinde kocaman bir kokulu gül vardı. Yıllar içinde birkaç metrelik bir çalıya dönüşmüştü. Bu gülün dibinde de bir çift bülbül yaşardı. Gülün üzerindeki balkona oturup bülbülün ötüşlerini gül kokuları eşliğinde dinlerdik. Hatta rahmetli dedeciğim bu bülbülün sesini teybe kaydetmişti. Bülbüller susunca teypten bize dinletirdi. Her köşesinde bülbül sesleri olan bir şehirde yaşadığı için İstanbullular çok şanslı.

Arılar ve Arıkuşları
Yan komşumuz arıcılık yapıyor. Etrafını dikenlerden çit yaparak çevirdiği bahçesinde karakovanlar da var. Ne yazık ki bazı komşularımız arılardan rahatsız. Bizim için durum farklı. Çiçeklerimizin döllenmesini sağlayarak meyve ve sevzelerimizi coşturdukları için arıları çok seviyoruz.
Geçtiğimiz hafta İstanbul semalarından göç eden arıkuşları bu bahçedeki kovanları keşfettiler. Kısa bir yemek molası verip bu arılardan beslendiler. Birkaç saat içinde de ortadan kayboldular.
Arıkuşları ülkemizde görülebilen en renkli kuşlar. Mavi kaşları, sarı boğazı, mavi-sarı-turunculu kanatlarıyla çok görkemliler.

Erken Gelen Ateşböceği
Bahçemizin ilk ateşböceğini gördük. Tek başına yanıp sönüyordu. Bu sene neredeyse bir ay erken geldi. Birden soğuyan havaya dayanmış olduğunu umuyoruz. Bakalım diğerleri ne zaman gelecekler?

Maydanozlar Tohuma Kaçtı!
Bahçemizin köşesindeki incirin altında Güven'le birlikte ektiğimiz maydonozlar var. Çok küçük bir alanda ve otların arasında kaldıkları için onları pek hasat etmedik. Geçen hafta bir de baktık ki maydonozlar tohuma kaçmışlar. Bu “tohuma kaçmak” deyimi hep hoşuma gitmiştir. Tohuma kaçmak şöyle oldu: Maydonozun ortasından bir dal uzuyor. Ucundaki yaprakların şekli değişiyor. Bu şekil değişikliği çiçek açıp tohum vereceğini işaret ediyor. Bu farklı yaprakları görünce maydanoz toplamayı kesip tohumu beklemek gerekiyor. Biz de tohumları bekliyoruz.

Nanelerin Yaşama Sevinci
Nanelerin yaşama sevinci olur mu? Bence olur. Bu bülteni kaleme alıp bitkileri daha yakından gözlemlemeye başlayınca anladım ki bitkilerin hem yaşam azmi hem de yaşama sevinci var. Geçen sene derneğimizin alt katındaki inşaat nedeniyle nanelerimizin üzeri aylarca harfiyatla kapanmıştı. Ardından üzerinden beton bir yol geçirmek zorunda kalmıştık. Bu süreçte öldüğünü zannettiğimiz naneler bu bahar tekrar yeşerdi. Beton yolun hemen kıyısında yaprak verdiler.
Anadolu'da naneyi kime sorsanız hep aynı cümleyi kurar ve şöyle der: “Nane arsız olur.” Yeterki kıyısından su aksın. Nanelerin yaşamını hiçbirşey durduramaz.

Fidelerimizi Diktik.
Geçen hafta 2000 civarında fide diktik. Biraz da kabak tohumu ektik. Bahçemizde hala ekilebilecek karıklarımız var. Fide dikimlerimiz bu hafta da devam edecek. Ayrıca kavun, karpuz, mısır, kabak ve pazı tohumu ekeceğiz.
Fide dikimi epey yorucu oldu. Biricik komşumuz Mine Abla ve oğlu Ahmet, Güler Ablamız, Evren, Ali Hıdır, Yeşim ve Elfun'la keyifli bir ekim daha gerçekleştirdik. Bize yorgunluk çayı demleyen Sevgi'ye de minnettrar kaldık.

Dicle Tuba Kılıç