20 Ağustos 2010 Cuma
Çengelköy'de Turp Ekim Zamanı
21 Haziran 2010 Pazartesi
Bahçe Günlüğü 31. Sayı
Bahçemizde boğazın serin rüzgarları hiç dinmiyor. İstanbul'un belki de en serin mahallesindeyiz. Sabahları ceviz ağacının altında oturuyoruz. Öğleden sonra dutların altına geçiyoruz. Akşam üstü de sebzelerimizin bakımı için tarladayız. Akşam olunca sulama başlıyor.
Bahçenin en hassas günleri. Bitkileri toprağın durumuna göre suluyoruz. Yağmur yağsa bile bu durum değişmiyor. Bir yandan da sebzelerimizlin köklerini havalandırmak için etraflarını çapalıyoruz. Bunu yaparken sebzenin kökünden beslenen yabani bitkileri de öldürmek zorunda kalıyoruz.
Mısırlar ve fasulyeler boy attı. Fasulyelerin ucunda sarılmasını sağlayan ip şeklindeki sarmaşıkları çıktı. Şimdi bu ip inceliğindeki uçları sopalara doluyoruz.
Patlıcanlılar yine en nazlı sebzeler. Çok yavaş gelişiyorlar. Kabak ve salatalıklar ise bulundukları karıkları kapladı bile. İlk salatalıklar belirdi bahçede.
Bahçemizin gönüllülerinden Ali Hıdır'ın Tunceli'den getirdiği kavunlar ile Güler Ablamızın diktiği karpuzlar ilk filizlerini verdi. Kavun ve karpuzları sulamıyoruz. Onlar çorak ve susuz topraklarda daha lezzetli oluyorlar.
Yan komşumuz Ömer Amca da Urfa biberi fidelerinden hediye etti. Eşiyle birlikte yetiştirdikleri bu fideleri özenle dikeceğiz.
Yaz Gündönümü
Güler Abla bu sabah hüzünle şu sözleri söyledi: “Yazın yarısı ne çabuk geldi.”. Bugün 21 Haziran yani yaz gündönümü. Güneşin ekvator çizgisine en uzak olduğu andayız. Küzey yarıkürede en uzun günü yaşayacağız; güney yarıküre de ise en uzun gece yaşanacak.
Birçok kültürde bugün yazın tam ortası kabul ediliyor. Gündömününe kadar yazlık ekim dikim yapılıyor. Bugünden sonra kışlık sebzelerimizin fide hazırlığına başlayacağız.
Domatesin Pici
Gündönümünden önce domateslerde minik bir operasyon gerçekleştirdik. Komşularımızdan Emrah'ın önerisiyle domateslerimizin bazı dallarını kopardık. Yeni yetişen bir sebzenin dalını koparmak önce çok zor geldi. Meğer domates iki ana dal verirmiş. Bu dallardan sadece biri meyve veriyor. Meyve vermeyen dalın içinden yeni filiz çıkıyor. Bu filize domatesin pici deniyor. Bu filizi koparmazsan boy veriyor ama meyve vermiyor. Bu filizi koparıp yine toprağa dikersen durum değişiyor. Filiz yeniden ekildiği için meyve veriyor.
Biz de domateslerimizin meyve vermeyen filizlerini topladık. Yeniden toprağa diktik. Büyük bir merakla onların da meyve vermesini bekliyoruz.
Tohumlar
Kışın yetiştirdiğimiz sebzelerimizin bazılarını tohuma bırakmıştık. Marullar tohuma kalınca bir güzel uzadılar. Ortasından uzayan dalının ucunda açan çiçekleri tohuma dönüştü. Pazılar da tohum verdi. Topladığımız tohumları kurutuyoruz.
Maydonozları da tohuma bırakmıştık. Çiçekleri hala canlı. Tohuma dönüşmelerini bekliyoruz.
İlk yetişen salatalıkları keselerin içine alacağız. Böylece kimse koparmayacak. İlk yetişen ürünün tohuma bırakılması çok önemli. En iyi tohumları ilk sebzeler veriyor çünkü.
Yarasa Soykırımına Hayır Eylemi
Çevre ve Orman Bakanlığının Edremit Körfezi Havran'da gerçekleştirdiği yarasa soykırımına dikkat çekmek için 22 Haziran Salı günü saat 19.00'da Beyoğlu Tünel'de buluşuyoruz.
Çevre ve Orman Bakanlığı, Havran Barajı'yla sular altında kalan doğal mağaradaki 20 bin yarasayı zorla yuvalarından çıkartarak kapısını mühürledi. Avrupa Birliği'nin baskıları üzerine Bakanlığın yaptığı yapay mağaraya yarasalar yerleşmedi ve sonuçta 20 bin yarasa katledildi. Mahkemeyle belgelenen bu katliamı inkar eden bakanlık yetkililerini protesto etmek için eylem yapıyoruz.
Yürüyüşümüz saat 19.00'da Tünel'den başlayacak ve Galatasaray Lisesinin önünde yapacağımız basın açıklamasıyla sona erecek. Dev bir yarasa kuklası uçuracağız. Eyleme yarasa maskeleri ve kostümlerimizle katılacağız.
Tüm bahçe üyelerimizi bekliyoruz.
26 Mayıs 2010 Çarşamba
Bahçe Günlüğü 30. Sayı
5 Şubat 2010 Cuma
Dört Gün Arayla Çengelköy Doğa Evi

4 Ekim 2009 Pazar
Doğa Evi'nde İlk Film Gösterimi


Çengelköy Doğa Evi'nde 3 Ekim Cumartesi günü Slow Food Türkiye'nin desteğiyle ilk film gösterimimizi yaptık. Son yıllarda büyük bir hızla değişen gıda sektörünün yaşam kalitemizi ne kadar düşürdüğünü anlatan "Gıda Şirketi" isimli belgesel filmi izledik.




